20 Kasım 2017 Pazartesi

BLOGLARDAN SEÇMELER



HAFİY

Aramıza yeni katılan arkadaşımız, ev, aile, mutfak, çocuk ve DIY yazıyor, arkadaşlığı da pek tatlıııı.


SOLUK GÖLGE

Aramıza yeni katılan arkadaşımız, dizileri ve filmleri yazıyoooo pek de keyifli.


DİLİMİN KEMİĞİ YOK

Yeni arkadaşımız hızlı bir başlangıç yaptııı. Alışveriş ve bilgisizlik konularıyla başladıııı.


ANNE MUTFAK PERİSİ

Anne, mutfak, aile, sağlık yazan yeni arkadaşımız. Yorum kutusu değişik olduğu için yorum yapamasam da zengin blogunu okuyoruum.


AYSEL EZİMOVA

Biricik arkadaşımız, İyi Bir Öğrenci Olmak ve İnan, İnsanlık adlarında iki mükemmel yazı yazdı.


MEHTAP

Arkadaşımız hemen her konuda çok tatlı bir dille yazıyooooo.


İMAN POWER

Yeni arkadaşımızın çok tatlı bir dili ve çok samimi yazıları ve yorumları var. Seçtiği konular da çok iyi. Umarım hep aramızda oluuur.


ELİFİN HİKAYESİ

Hemen her konuda yazıyor. Gezi, kitap, hobi ve diğer her şey. Şeker diyetini anlatan son yazısı da çokoştu. Onun da bloguna yorum yapamıyom, yorum kutusu değişik çünküü.


BURÇAK GÜLSÜM

Bir süre ara veren arkadaşımız, Şirince ve Deja Vu yazılarıyla geri döndü. Çok keyifli yazıları.


NAZLICAN

Heeey en yeni arkadaşımıııız bir sağlıkçı ve şimdilik kozmetik yazısıyla başladıııı. Pek de tatlı arkadaşlığı vaaar.

19 Kasım 2017 Pazar

GÖNÜL BİR YELDEĞİRMENİDİR



Hüseyin Rahmi Gürpınar

Atlas Kitabevi

Gürpınar, edebiyatımızın en iyilerinden. Reşat Nuri, Ahmet Hamdi gibi. Romanları mizah dolu. Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Cadı, Gulyabani gibi daha önce okuduğumuz ve sevdiğimiz eserleri var.

Gözlemle yazan yazar, İstanbul yaşamını komik bir dille anlatıyor. Bu romanında da aydınları, cahilleri işlemiş. Yanyana iki konakta yaşayan iki çift var. Çiftlerden birinin kadını çok okuyan, düşünen biri iken, eşi ise hayatı daha hafif yaşayan, çapkın bir erkek.

Diğer çiftin erkeği ise bir bilgin ve karısı da öylesine sıradan bir kadın ama güzel. Ayrıca, her iki konakta yaşayan hizmetliler, hizmetçiler de var.

Çapkın erkek, diğer konaktaki güzel kadına kafayı takınca, bu dörtlü ve hizmetçiler arasında birbirinden komik olaylar gerçekleşiyor. O dönemin İstanbul yaşantısı da romanın keyifli bir yönü.

İnsanların zaaflarını, uyanıklıklarını anlatan, okunması mutluluk veren bir roman.

Not:3/4

18 Kasım 2017 Cumartesi

FİLM SEÇKİSİ 31



KÖTÜ ÇOCUK

Afra Saraçoğlu, 2017

Wattpad yazarı Büşra Küçük’ün ünlü romanının sinema uyarlaması. Kayla’nın aile yaşamı problemlidir. Yeni okulunda serseri ruhlu Meriç’e ilgi duyar. Kayla, babası ve Meriç ile ilişkilerini düzeltmek ister. Seyri hoş. Not:2/4

KADIN İŞİ

Meltem Cumbul, 201dört

Çeşitli sorunları olan dört kadın banka soymaya girişir. Eğlenceli, hafif. Not:2/4

SON TANIK

The Expatriate, 2012, A.B.D.

Bir ajan işler ters dönünce kendi teşkilatından kaçmak durumunda kalır ama kızıyla birlikte. Heyecanlı aksiyon. Not:3/4

KÜÇÜK SUÇLAR

Small Crimes, 2017, Kanada

Bir polis hapse girer, çıkınca hayatını düzeltmeye çalışırken eski hesaplar onu yine belaya götürür. İyi aksiyon. Not:3/4

JUMANJI

Robin Williams, 1995, A.B.D.

Tatlı film. Çocuklar bir oyun oynarken çocuklardan biri oyunun içine girer ve oyun dünyasında yirmialtı yıl kaldıktan sonra yine dünyaya döner. Ancak, onunla birlikte oyundaki hayvanlar da dünyaya gelirler. Çocuk bu oyunu bitirmek zorundadır. Keyifli. Not:3/4

MİTOLOJİ/FELSEFE



KELT MİTLERİ VE EFSANELERİ

Thomas William Rolleston

Kelt ırkına ait dinleri, efsaneleri, mitleri, masalları anlatan kitap bir klasik, yaklaşık yüz yıl önce yazılmış.  Çevirmeni de son yılların üretken çevirmeni Şaziye Çıkrıkçı. İlya Yayınevi. Not:3/4

VAMPİR HİKAYELERİ

Sir Richard F. Burton

Bu ilginç klasikte Hindistan vampir hikayeleri derlenmiş. Efsaneler, masallar, gizemli, sihirli olaylar, kral Vikram etrafında toplanıyor. İlya Yayınevi. Not:3/4



ÇÜRÜMENİN KİTABI

E.M. Cioran

Ünlü yazarın en ünlü kitabı. Bu felsefe kitabında hayata yaşama insana dair denemeler var. Ancak, kitap, karanlık, ölüme dönük ve kötümser. Yine de yirminci yüzyılın en önemli varoluşçu eserlerinden. Ancak, okunması zor. Metis Yayınları. Not:3/4

17 Kasım 2017 Cuma

FİLM SEÇKİSİ 30



SEV BENİ

Ushan Çakır, 2013

Nişanlı bir erkek, evlilik öncesi erkek arkadaşları ile Ukrayna’ya gider, eğlenmek için. Rus bir kıza aşık olur. Ne yapacağını şaşırır. Kalsın mı dönsün mü? Ortalama bir film, yine de kendini izlettiriyor. Not:2/4

YAĞMURLARLA ISLANMAK

Gülten Taranç, 2017

Ergen bir kızın hayatı değişir, babası, annesini öldürür. Kız, zorluklarla büyür. Büyüyünce de ilişkilerinde hep zorluklar olur. Çocukluğundaki şiddet yüzünden hayatı da bir türlü düzelmez. Kadına şiddet konulu film ilginç. Ama biraz karmaşık, zamanda sürekli ileri geri gidiyor. Not:2/4

NEVA

Şükrü Özyıldız, 2013

Ilgın Olut’un aynı adlı romanının uyarlaması. Kitaba sadık film, kitabı kadar güzel. Genç bir doktor hastaneye yeni gelen doktora aşık olur ancak aşkı çok yoğundur. Kızı çok kıskanan oğlan ilişkilerini zehir eder. Hüzünlü ama güzel film. Not:3/4

GIFTED

Chris Evans, 2017

Holywood’un en yakışıklısı Chris Evans, ufak bir kız akrabasını yetiştiriyor ancak kız özel yetenekli ve çok zeki. Kızın özel okullara gitmesi gerekir ama amcası onu normal sıradan bir çocuk gibi yetiştirmek ister. Hoş film. Not:3/4

SESSİZLİK

Do-ga-ni, 2011, Güney Kore

Bir sağır dilsizler okulundaki öğrencileri öğretmenleri taciz eder. Okula yeni atanan öğretmen bunun farkına varır ve savaşa başlar. Ancak bu öyle kolay değildir. Tacizciler de güçlüdür. Gerçek bir olayın etkileyici filmi. Not:3/4

16 Kasım 2017 Perşembe

ODYOMETRİ



Başladık mı geyiğe. Senin baban neci? Pilotes. Annen? Pilates hocası. Ay ne güzel yaa, pilotes ile pilatesin kızı. Sen ne olcan büyüyünce? Polis, öğretmen, doktor olcam ama böyle giderse okul hayatım ancak sağlık meslek yüksek okulunu bitirip odyometrist olurum, donyağı gibi.

Donyağı ne yaaa? Ya babaannem hep der işte, donyağı gibi her yerden çıkma. Babaannemin lafları meşhurdur. Mesela, heyheylerim tuttu, zolilerim tuttu, asaplarım bozuldu. Şaşırınca der, hayreti mucip, hayreti uzma.

Bizim babaannemiz zengin ve soylu değil tabii ki. Sıradan bir babaanne. Babaanne gibi babaanne. Boğazda vilyası yok, İtalya veya Fransa’da villaya villa derler ama bizim ülkede vilya diyorlar. Vilyasında Sisley ve Ayvazovski orjinalleri yok. O sıradan bir yüksek ilkokul mezunu. Düz liseyi bitirmiş, nakışlısını değil.

Bizim babaannemiz Bolşoy balesini izlerken çekirdek, fıstık yer, açıkhavada yani. Geçen yaz Alaçatı’da öyle yapmıştıydı. Öndeki oturan kızlar demiş ki babaanneme, siz galiba Bolşoyu her zaman izliyorsunuz, biz bu baleyi görmek için Ankara’dan geldik. Yani demek istiyorlar ki, çekirdek yemeyin ayıp oluyor. Babaannem de bakmış kızlara, anlamaz anlamaz, hoşgeldiniz, demiş.

Ama zencefil, limon kabuğu, yasemin, akşam sefası kokularını sever. Denize girince balıklara dünden kalmış ekmekleri, pideleri verir, besler onları.

Bizim kızlardan biri yabancı bir oğlanla evlendi de, yani babaannemin deyişiyle, ecnebi biriyle evlendi de, şimdi oğulları oldu, babaannem diyor ki, napcaz şimdi ya, sünnet düğünü olcak mı ilerde? Bayramlarda gelip elimi öpcekler mi?

15 Kasım 2017 Çarşamba

MEDYATİK HALLER



Sosyal medyada insanın başına neler geliyor.

Bir kızın snap’ini kırdım yanlışlıkla snap şifresini kırdım. Snapchat indirdim telefonuma. Gmail de var işte. Mailden girecektim snapa.

Snap şifremi unutmuşum. Yeni şifremi gönderdim gmaile. Geldi. Girdim yeni şifreyi. Bir başkasının snapine girdim nasıl olduysa. Snap benim snap değil. Kızın numarası, doğum tarihi görünüyor.

Numarasını aldım wadzapa girdim. Baktım kızın numarasına, fotosuna filan. Bir şey yazmadım. Onun da adı Derin’miş.

Baktım gmail adreslerimiz aynı. Olacak şey değil yani. Gmail iki kişiye aynı adresi vermez. Ya kız laf olsun diye sallapati açtı gmailini, ya da olmayacak bir yanlışlık oldu.

İlginç yani, gmail hesabı benim. Ama onun da aynı gmail hesabı. Böylece nasıl olduğunu bilmeden hacker olmuş oldum. Bir de wadzapta kim diye bakarken yanlışlıkla arama yaptım aman neyse ki kız dönmedi. Dönseydi diyecektim işte, böyleyken böyle.

14 Kasım 2017 Salı

HATIRLIYORUM



İnsan beyni tuhaftır işte. Neyi hatırlayacağını, neyi hatırlamayacağını bilmez. Olmadık anları hatırlarız ama bir zamanlar çok önem verdiğimiz insanları, olayları unutuveririz.

Bazılarımızın görsel hafızası güçlüdür ve onlar görmeden o insan hakkında bir yargıya varamaz. Bazılarımız isimleri unutur, bazılarımız kötü olayları. Bence, geçmişteki iyi durumları hatırlamaya eğilimliyiz.

Ben de mesela, yaşanmışlıkları unutmam. Geçmişe dayalı anıların en küçük ayrıntılarını bile hatırlarım.

Mesela annemin arkadaşlarından biri misafirliğe gelmişti bize yıllar önce. Her iki tarafın da iş güç telaşı, yaşam savaşı, gündelik hayat nedeniyle bir daha gelemedi o kız bize, bir türlü denk gelmedi bir daha, davet de ettik ama olmadı, gelemedi işte.

Annem de diyor ki evimize hiç ayak basmadı o. Ayıp valla diyor, herhalde üstüne düşmemizi istiyor, tekrar tekrar çağırmamızı. Ben de tamam evet uzun zaman oldu gelmedi dedim, ama gelmişliği de var bize. Öyle annemle polemiğe girdik, hayır gelmedi, hayır geldi diye.

Öyle bir kaptırmışım ki kendimi, nasıl derine indiysem yani,  anneme dedim, geldi,  perşembe günüydü, kayın validesi yoktu yanında.  Mavi elbise vardı üstünde, saçını kestirmişti,  lacivert far sürmüştü, gözlerinden tut çıkardığımız ikramlara kadar saydım. Çok komikti ama okadar ayrıntıyı anımsamam da ilginçti, yani şaşırmıştık.

13 Kasım 2017 Pazartesi

YA BAKLA YA BAKLAVA


İlkbahar genellikle alçaklardan başlar, yükseklere, tepelere doğru çıkar. Sonbahar ise yükseklerden, tepelerden, yamaçlardan başlayarak aşağı doğru iner. Yükseklerde yapraklar kızarır, sararır, ama alçak bölgelerde bu daha geç gelir.

Doğa başlar kızarmaya, yapraklar kızarır, İtalyan Sarmaşığı örneğin çok güzel kızarır. Bağlar da kızarır. Çeşit çeşit bağ ve üzüm vardır. Bazıları yüksektir, bazıları bodurdur bağ kütüklerinin. Bazıları sarıdır, bazıları kırmızıdır. Diyarbakır’da, Karadeniz’de, Ege’de hep farklıdır üzümler.

Karadeniz’de yanıye, toprak yanıye derler, yapraklar kızarınca. Ne güzeldir doğa ve doğa içinde olmak. Bir ülkede zeytin, nar, incir, üzüm, erik varsa o ülkenin sırtı yere gelmez derler. Zeytin ağaçlarına bakmak çok keyiflidir. Makilerin arasında da yabani zeytinler vardır. Narları görmek de insanı mutlu eder, sarı sarı ağaçlarda.

Hemen her şeyin reçeli yapılabilir. Domatesin, enginarın, acı biberin. Her yerde festivaller, şenlikler, olur. Zeytin, nar, incir, mandalina. Arazileri, tarlaları, bağları, bahçeleri görmek doğanın sihrini bizlere geçirir. Doğada temiz hava almak. Kargılar görürüz örneğin, bunları görünce anlarız ki yakında su vardır. Köylülerin kendilerini beslemesini bekleyen kediler, köpekler vardır ortalarda, güneş altında kedi köpek iyi de geçinirler.

Güneş altında toprak pırıldar, kayalar pırıldar. Bu pırıldama o toprakta demir olduğunu gösterir. Meşe ağaçları vardır yol kenarlarında, ceviz ağaçları. Yükseklikleri farklıdır meşelerin. Gövdeleri farklıdır. Çınaraltı ve akasya altı kahveleri vardır köy meydanlarında, köy ekmekleri.

Ama biz doğayı, kediyi, köpeği, mandalinayı genelde ya markette ya da rüyamızda görüyoruz. Dün gece bir uyandım bir tuhaf. Uyandım sanki kafamdan örümcek geçti de yüzümde ağ yapmış gibi sonra böyle saçımı başımı silkeledim böyle sonra yatakta böcek gördüm gibi sonra baktım yok iyice delirdim.

12 Kasım 2017 Pazar

MÜZİK LİSTESİ 3


Juana Molina-Lo Decidi Yo
Juana Molina-Un Dia
Pauwel De Meyer-Witches
Pauwel De Meyer-Woods
CryJaxx ft. Davi-N.S.N.
Romy Cave-Something Just Like This
Fuat Saka-Şimdi Ne Yapar?
Lorn-Acid Rain
Lorn-Anvil
Lusine-Just a Cloud
Paradis-Garde Le Pour Toi
Liz-All Them Boys
Deniz Tekin-Bende Bir Problem Var
Albert Cummings-Lonely Bed
JT Coldfire-She's Crazy
Emily Wells-Becomes the Color
Lindsey Stirling-Roundtable Rival
Lindsey Stirling-Shadows
Flaer Smin-Wish You Were Here
Last Of The Wilds-Nightwish

FİLM SEÇKİSİ 29



BARRY SEAL:KAÇAKÇI

American Made

Tom Cruise, 2017, A.B.D.

Nikaragua’da Escobar zamanında uyuşturucu taşıyan Amerikalı pilotun gerçek hayatı. Korkusuz pilot kendi alanında başarılıdır. İyi aksiyon. Not:3/4

SELAMÜN ALEYKÜM PEKİN

ASSALAMUALAIKUM BEIJING, 2014, Endonezya

Esma adındaki Endonezyalı ve inançlı bir kız, hayatındaki bir dramdan sonra Pekin’de iş bulur ve gider. Orda Çinli bir oğlanla tanışır ve birbirlerini severler. Aralarında kültür ve din farkları vardır. İyi film. Not:3/4

AŞKIN 500 GÜNÜ

500 Days of Summer

Zooey Deschanel, 2009, A.B.D.

Keyifli bir romantik dram komedi. Genç bir adam bir kıza aşık olur ama kız aşka inanmaz. Adam bağlanmak istedikçe kız özgür olmak ister. Not:3/4

BEGINNERS

Ewan McGregor, 2010, A.B.D.

Genç bir adamın karmaşık hayatı. Annesi öldükten babası bir eşcinsel olduğuna karar verir. Genç adam, babasını anlamaya çalışırken kendi de aşık olur ancak babasıyla da sevdiğiyle de hayatını düzene sokmak zordur onun için. Hafif ve ilginç bir komedi. Not:3/4

SUBMARINE

Richard Ayoade, 2010, İngiltere

Klas bir yetişme çağı komedisi. Bir ergen oğlan, bir kıza aşık olur ama kız ile düzenli bir ilişkiyi beceremez bir türlü. Bu arada annesi ile babasının ilişkisi de sıkıcıdır ve evlerinin yanına annesinin eski sevgilisi taşınır. Oğlan, hem anne babasının evliliğini kurtarmaya çalışır hem de kendi ilişkisini düzeltmeye. Değişik bir mücevher. Müzikler de Arctic Monkeys’den Alex Turner’a ait. Not:4/4

11 Kasım 2017 Cumartesi

YERALTI EDEBİYATI



Yeraltı edebiyatı bizde daha çok son yıllarda yaygınlaştı. Bu edebiyatın örnekleri, Ayrıntı ve Altıkırkbeş Yayınları tarafından yayınlanıyor çoğunlukla. Aslında eski bir edebiyat türü. Amerika’da ellilerden sonra öne çıkıyor. Beat, yeraltı, karşı kültür gibi isimleri var. Genelde toplum düzenini reddeden, asi sanatçılarla yayılmış. Ve yollara düşen, gezgin yazarlarla.

Bu edebiyatın örneklerinden bazılarını okudum son günlerde. Birbirine yakın oldukları için bir yazıda toparladım hepsini.

BALKON

Jean Genet’nin yazdığı tiyatro eseri. Genet, romanlarıyla ve oyunlarıyla ünlü Fransız sanatçı. Bu oyununda, bir evdeki insanlar yoluyla toplumun tüm kesimleriyle alay ediyor. Özellikle yönetici sınıfların ikiyüzlülüğünü göz önüne seriyor. Zamanını aşan eserlerden. Ayrıntı Yayınları. Not:3/4

KAZANAMAZSIN

Yer altı edebiyatının çıkış kitabı kabul edilen bu romanın yazarı Jack Black. Kendi türünde bir efsane ve gerçek bir yaşam. Ufak bir çocuğun büyüdükçe başına gelenleri, kötülükleri ve hapishane hayatını anlatıyor. Onca şeye rağmen kitapları da seviyor. Aylak Kitap Yayınları. Not:3/4

YERALTINDAN SESLER

1980’lerin dünyadaki müzik ortamını anlatan bu kitap bir derleme. Sonic Youth, Marc Almond, Nick Cave, New order gibi, müzikseverlerin tanıdığı isimler var. Sadece yoğun müzikseverlere. Altıkırkbeş Yayınları. Not:3/4

KARŞI KÜLTÜR ANSİKLOBEDİSİ

Her zaman düzene karşı çıkan gençlerin dünya üzerindeki yaşamlarını anlatan bu kitap, sanat, edebiyat aracılığıyla gençliğin başkaldırısını gösteriyor bizlere. SUB Yayınları. Not:3/4

10 Kasım 2017 Cuma

FİLM SEÇKİSİ 28



ORANGE

2015, Japonya

Öğrenci bir kız, on yıl sonraki kendisinden mektup alır. Mektuptaki kendisi, küçük haline, gelecekte neler olduğunu anlatır mektubunda. O da, kendisi ve bir grup arkadaşının geleceğini değiştirmek ister. Hafif bir seyirlik. Not:3/4

DANGAL

Aamir Khan, 2016, Hindistan

Hindistan’da bir baba kızlarını güreşçi yapmak ister ve çok çalışırlar. Eğlenceli, sürükleyici, duygusal film. Erkeklerle güreşmek zorundadırlar. Pek keyifli. Not:3/4

RECEP İVEDİK 5

Şahan Gökbakar, 2017

Şahan Gökbakar’dan her zamanki gibi kaba ama komik film. Bu kez İvedik, olimpiyatlara katılır. Not:3/4

SHOT CALLER

Ric Roman Waugh, 2017, A.B.D.

Klas bir suç filmi. Hapishane filmi. Genç bir adam trafik kazası yapar ailesi ile, sonra hapise girer ve hapishane hayatına alışmaya çalışır, hapishane içinde ve dışında suç çeteleri ile ilişkiye girmek zorunda kalır. Sıkı aksiyon. Not:3/4

KOY

The Cove

Louie Psihoyos, 2009, A.B.D.

Bir grup bilimadamı, yunuslara yapılan işkenceyi önlemeye çalışır, yunus avının önüne geçmeye çabalar. Çevreci ve hayvan dostu, önemli film. Not:4/4

9 Kasım 2017 Perşembe

ÇEKİLİŞLER VE OKUNASI BLOGLAR



KİREMİTHANEM

Sevgili arkadaşımız oyun çadırı ve başka hediyeler veriyoooo.


KOZMETİK PSİKOLOJİSİ

Sevgili arkadaşımız bir dolu kozmetik ürünü hediye ediyooooo.


ZEHRA ÇELİK BALTACI

Yeni arkadaşımız, gezi yazıları ve fotoları ile aramızdaaa.


ANNE KALEMİNDEN

Saçlarını Tararken adlı çok duygusal bir yazı yazdııı.


BURCU GÖZOĞLU

Sevgili yazar ve çevirmen arkadaşımız artık anne olduuuu.


BUSENİN GEZEGENİ

Aramıza yeni katılan arkadaşımız kişisel bakım yazıyoooo.


GÜLÜMSEYEN ŞEYLER

Seda arkadaşımız her konuda keyifli yazılar yazıyooo.


DEVRİK CÜMLELER

Ne güzeeeel kitaplar ve diziler yazıyooooo.


SEVDANIN ZİLLİSİ

Kişisel bakım yazıyo geneldeee, hadi onu da keşfediiin.


İLHAN UÇER

Nefis yemek tarifleriyle yine aramızdaa.

8 Kasım 2017 Çarşamba

GÖRÜNTÜLER



Daha önce oturduğum evin salondaki büyük penceresi büyük ve boş bir tarlaya bakıyordu. Etrafı da tahta çitlerle çevriliydi. Çitlerin üzerine hep ala kargalar konar ve bağırırlardı. Akşamüstleri bu pencerenin önüne oturur ve kahve içerken uzun uzun hayallere dalardım.

Boş tarlanın ortasında büyük ve metruk bir ev vardı. Hep boştu. Bu ev ile ilgili hayaller kurardım. Bazen bir ortaçağ şatosu olurdu, Almanya’da. Bazen İngiltere’de bir kır evi olurdu. Bazen boğazda bir villa. Ya da Güney Fransa’da bir villa. Bağ evi. Bağlarda, cevizliklerde salyangozlar olurmuş. Bunları toplayıp güveç yaparlarmış. Salyangoza eskiler hohlus derlermiş.

Tarlaya bakarken bunun uçsuz bucaksız bir doğa parçası olduğunu düşlerdim. Lisede beden öğretmenimiz oryantiring diye bir ders anlatmıştı. Doğada yön bulma. Sincaplar, yengeçler arasında yön bulmaya çalıştığımı hayal ederdim. Beden öğretmenimiz isimlerimizi hep unuturdu. Ben de çok kızardım, nasıl unutur diye. Şimdi ben de onun adını unuttum ama oryantiringi unutmadım.

İç hayatı farklı dönüyor herkesin. Mevsim değişiyor. Mevsime alışma süreci oluyor. Bir çeşit iyileşme süreci gibi bu. Ruhen, psikolojik, fiziksel. Hayatını daraltıyor insan. Herkesin hassasiyeti birbirinden farklı oluyor. Uzun uzun boş kalmak istiyorsun mesela. Yine de insan boş oturamıyor. Şunu halledeyim, bunu halledeyim, diyor.

Rüzgarı hissediyor insan, havanın basıklığını. Gri, rüzgarlı bir hava, ara ara yağmur çiseleyen. Düz yeşillik, aralarda yollar. İleride bir ev, oraya gitmeye çalıştığın. İyi hisler, hoş hisler, söylenince sanki olumsuz bir hava da veren. Böyle bir görüntü işte. Sevdiğim bir görüntü. Belki bir bilinçaltı yansıması.

Ya da belki o boş tarladaki o boş eve gitmek istiyorum. Ben taşındıktan sonra o ev balık restoranı oldu.

7 Kasım 2017 Salı

ŞEREF YOKSUNU 6



11.bölüm

Bugün sabah alarmla uyandım bir baktım mesaj gelmiş Mehmetten, günaydın yazmış sana da diyip yolladım Mehmetle okul dışında sürekli mesajlaşıyoruz ve konuşuyoruz neyse üstümü giyinmeliyim ve kahvaltımı yapıp çıktım okula gittiğimde herkes sıra olmuştu ben de sırama geçtim ve içeri girdik ilk ders biyolojiydi neyse girdik teneffüs zili çaldı Gülle bahçeye çıktık bi baktık Mehmet 'in elinde 3 tane tost ve çay vardı.

Mehmet : Kızlar afiyet olsun. Gül : Sağol kuzen. Sema : Sağol. Mehmet : Afiyet olsun eee nasılsın dünden sonra Sema ? Sema : Harikayım sen ? Mehmet : Ben de. Gül: Hey bende buradayım aşıklar beni unutmayın. Mehmet ve ben güldük aynı anda. Mehmet : Haftasonu buluşuyoruz dimi ? Sema : Evet tabi. Mehmet : Sevindim. Sema : Ben de. Gül : Bensiz gidin ya siz hiç sormayın bana iki aşık gezin siz. Aaah Gül onu deyince utandım. Ders zili çaldı hadi derse girelim diye konuyu değiştirmeye çalıştım Gül ve Mehmet aynı anda sırıttılar.

Mehmetten telefonunu vermesini istedim vermedi zorla aldım son aranan numara bu kim dedim ya kimse değil dedi arkadaşımın gmaili ben de açık kalmış ondan eklenmiş telefonuma valla dedi ve beni yumuşattı tamam dedim. Derse girdik Gül beni dürtüp durdu. Ne var diye bi bakış attım sırıttı yine herzamanki gibi beni utandırmayı başarmıştı. Bütün ders boyunca rutin şeylerle birlikte yine ve yine okul çıkışı hadi görüşürüz diyip metroya koştum Mehmet ve Gül yakında oturuyorlardı onların metroyla derdi yok tabi. Eve geldim ve yarın ne giyeceğimi düşündüm haftasonu geldi çattı yani zaman çabuk geçiyor neyse uyumalıyım sabah kahvaltıya gitcez önce sonra da gezicez o yüzden erkenden uyudum sabah alarmıyla uyandım üstümü giyindim ve Mehmetle buluşmaya gittim oturduk sipariş verdik.

Mehmet : Çok güzel olmuşsun. Sema : Sağol sende yakışıklı olmuşsun. Mehmet : Sağol burası çok güzel bir yer yemekleri de lezzetli. Evet yemekler de geldi üstüne bu ne hız, hemen tadına baktım. Gerçekten dediğin gibi lezzetliymiş ve mekan da çok güzel dedim. Mehmet : Evet öyledir yemeklerimizi bitirip gezmemize devam ederiz. Kafamı salladım tamam dermiş gibi. Yemekler bitti Mehmet hesabı ödedi ve çıktık gezmeye dolaştık durduk mağazalara falan girdik elimi tuttu falan güzeldi yine akşam olmuştu güzel anlaşıyor güzel vakit geçiyorduk umarım bu bozulmaz bu defa metroyla değil de dolmuşu tercih ettim bindik, Mehmetle birlikte yol boyu konuşmadık camdan dışarıyı izledim yine gözü telefonda neyse eve yaklaşmadan önceki durakta indim el salladım o da bana salladı eve geldim ayaklarım ağrıyordu annem çok sorgulamazdı beni neyse yarın pazar okul yok erken kalkma derdi yok güzelce dinlenirim bugün neler yaptığımızı düşünürken uyuya kaldım.

12.bölüm final

Bugün öğlen uyanmıştım dinlenmiş uyandım kalktım sonra bugün temizlik yapmaya karar verdim birden aklıma esti annem de yok masama not bırakmış ben komşuya gidiyorum diye kalktım kahvatımı yaptım ve başladım temizliğe bütün odaları yaptım yorulmuşum biraz ama olsun annem temiz görsün sonra ders çalıştım konu tekrarları ve test çözdüm elime telefonumu aldım memleketten kızlar yazmış onları da özledim onlara Mehmeti anlattım hepsi beğendi benim de hoşuma gitmişti.

1 ay sonra

Bugün tam 1 ay oldu Mehmetle çıkalı çok mutluyum, face ye uzun zamandır girmedim bir girip bakayım dedim Mehmetin facesine girdim ve şok olmuştum profil resmi bir kızla inanamıyorum fotoğrafta elini tutuyordu, başımdan aşşağı kaynar sular dökülmüştü sanki iki kişiyi idare etmiş yani ona çok şans vermemeliydim yine yanlış yaptım hiç benim yüzüm gülmeyecek mi, aradım Mehmeti ağzıma geleni saydım nasıl yaparsın neden kendine güvenmeme izin verdin dedim hiç birşey demedi yine kırılmıştım hem de en derinden yüzüne kapattım sonra benim kuzenim Sima ya anlattım kızdı çok sonra kızlar öğrendi bir sürü şey, atlatabilecek miyim bilmiyorum zor olacak ama atlatmalıyım kızın kim olduğunu öğrendim ona herşeyi yazmak istedim ama kanıt yoktu resimleri kimse görmesin diye silmiştim hemen Gülü aradım. Alo Gül bize gel acil çok kötüyüm dedim.

Gül : Tamam geliyorum hemen. Aradan 20 dakika geçmişti Gül geldi. Gül : Noldu sana böyle. Sema : Bilmiyormuş gibi yapma hadi Gül. Gül : Hayır bilmiyorum ben bir şey ya. Ona her şeyi anlattım şok oldu. Gül : Ya nasıl böyle bir şey yapar ben ona sorarım bunu. Sema : Gül sen karışma arayıp ağzıma geleni saydım ben ona bir daha aynı şeyi yaşamak istemiyordum Gül ama yine oldu şimdi daha fazla yıkıldım kendimi sanki bütün kemiklerim kırılmış gibi ağrı var üstüm de ben ne yanlış yaptım Gül söyle.

Gül : Sema kendine gel sen bi yanlış yapmadın onlar senin değerini bilemeyecek kadar aptallar senin gibi bir insanı onlar kaybetti kim o kız ben tanıyorumdur belki. Sema : Artık bir önemi yok olanlar bana oldu o kıza da üzüldüm ama şu an kendimi iyi hissetmiyorum paramparça oldum Gül 1 ay nasıl ya aklım almıyor ben ondan şüphelendim kaç sefa sordum kimle konuşuyorsun o telefonla diye bir şey yok dedi kendine inandırdı beni ve hep yumuşatmayı başardı ona kendi içimde çok şans verdim ama o iki kişiyi idare edecek kadar şeref yoksunu bir insan artık bitti bundan sonra kimse beni üzemeyecek.

Gül : Özür dilerim biraz da benim suçum var. Sema : Gül sen nereden bilecektin böyle bir insan olduğunu hayatımda yer almayacak artık o karar verdim ve gerçekten tekrar güvendim buna inandım ama yine dibe çakıldım nasıl unuturum bilmiyorum ama unutmak zorundayım hayatıma devam etmem için bunu yapmalıyım sen de bana destek olacaksın he eğer kuzenini seçeceksen de ben de hayatında olan o köşesinden çıkarım. Gül : Tabiki ben senin yanındayım sen haklısın ve bizim dostluğumuz kardeşliğimiz ölene kadar sürecek. Gülün bu sözlerinin peşine gülümsedim ben artık kimseye güvenemem eğer sende sözün de durmazsan ben biterim Gül. Gül : Sözümde durucam.

Aradan 1 hafta geçti kendimi biraz daha iyi hissediyorum Gül de hep yanımdaydı sözünde durdu ona Mehmet hakkında tek bir kelime etmemesini söylemiştim o da öyle yaptı Mehmetle konuşsa da bana söylemedi artık yeni başlangıç yapmak istiyorum.

Not : Herkese çok teşekkür ederim belki erken bitirdin diyeceksiniz ama maalesef bitirmek zorundayım belki başka zaman yine yazarım siz severseniz yine okursunuz işte şeref yoksunu hikayemizin sonuna geldik şunu belirtmek istiyorum hikayemde ne kadar çok kurgu olsa da bazı yerlerinde yaşanmışlık da vardı hepinize tekrar teşekkür ederim hayatınız da ki insanları iyi seçin diyerek saygılarımı sunuyorum. Yani, anlayacağınız şeref yoksunu Mehmet.

Umarım altına paylaştığım En Derinden şiirimi de beğenirsiniz. Sevde


En Derinden

Paramparça olmuş hayallerimiz,
Ne yaparsak yapalım fayda etmez olmuş.
Belki çok kırıldık, çok üzüldük.
Zamanın kıymetini bilemedik,
Varlıkta yokluk yaşadık.
Hep bir yanımız eksik,
Hayatın sillesi vurmuş yüzümüze.
Nereye gidersen git, peşimizi bırakmayacak.
Kalbimizi etkileyecek belki en derinden,
İncittiler bizi en derinden.
Gerçekten yok olduk,
Paramparça olmuş hayallerimiz,
Ne yaparsak yapalım fayda etmez olmuş,
Yüreğimizi parçaladılar,
Yıkıldık.
Her zaman herşey etkiler en derinden.

http://sevdeninsiirler.blogspot.com.tr/

6 Kasım 2017 Pazartesi

ŞEREF YOKSUNU 5



9.bölüm

1 hafta sonra

Artık iyiyim bu süre zarfında arkadaşlarım ve ailem hep destek oldular sağolsunlar. Alarm öttü okul vakti geldi üstümü giyindim kahvaltımı yaptım ve metroya koştum ve yetiştim bugün içimde kelebekler uçuşuyordu, 1 haftadır çıkıyorduk sadece yokluğumda neler yaptı acaba beyefendi okula geldim, Gül ve Mehmet yan yana beni bekliyorlardı. Gül koşa koşa bana sarıldı Mehmet desen elinde telefon beni farketmedi bile, Gül Mehmeti dürtükledi, Mehmet bir baktı geldi o da sarıldı.

Sema : Hayırdır napıyorsun o telefonla yokluğumda birini mi buldun yoksa ? Mehmet : Yok yaa dalmışım. Sema : Tamam. Gül : Hadi derse gidelim. Sema : Tamam Gül. Sınıfa girdik telefonum titredi mesaj Mehmettendi " Haftasonu bir işin var mı ? Ben de yok diye cevap verdim, Mehmette " o zaman gezebiliriz hem kitabını da alırız”. Tamam diye cevap verdim ben de.

Gül : Hey Sema ne oldu ? Sema : Mesajı gösterdi. Gül : Vay iyi gezmeler size. Hocanın sesiyle kendimize geldik. Hoca : Sessiz olun ! Tamam hocam dedik aynı anda, Gülle ortak yönlerimiz fazlasıyla var. Ders bitti bugün hocaların toplantısı varmış, o yüzden erken bıraktılar bizi.

Gül : Hadi cafeye gidelim bir şeyler yiyelim sonra da evlerimize gideriz. Sema : Tamam. Mehmet : Siz tamamsanız bende tamamım.

Bir şeyler yedik ve eve dağıldık. Çok yorgunum uyumak istiyordum ama Mehmetten şüphelendim bunu araştırmam gerek. Neyse uyudum ben.

10.bölüm

Sabah alarmla uyandım üstümü giyindim ve okulun yolunda giderken düşündüm kendi kendime fazla kuruntu yapıyorsun belki bu defa olur diye sessizce söylenirken okula varmıştım, Mehmetle Gül beni bekliyordu biraz olsun mutlu olmak istiyordum, Mehmetle birbirimize güldük birinci günümüzdü bugün okulu ektik, hiç etik olmayan bir şeydi ama vakit geçirmek için ideal bir şeydi, cafeye gittik Gül beni idare edecekti okulda canım arkadaşım Güle sarıldım ve Mehmetle beraber el salladık. Cafeye vardık, Mehmet sandalyemi çekti ve oturduk sipariş verdik kısa sürede geldi.

Sema : Mehmet sana bir şey sormak istiyorum. Mehmet : Sor tabi. Sema : Geçen o telefonda ne yapıyordun kimle konuşuyordun bana doğruyu söyle. Mehmet : Bir şey yapmıyordum gerçekten. Sema : Tamam. Mehmet : Haftasonu bir şeyler yapalım mı ? Sema : Olur. Yüzündeki o tavır hiç hoşuma gitmedi ama neyse bugünü kötü hatırlamak istemiyorum o yüzden kabul ettim. Mehmet : Yemeğimizi yedik hadi biraz yürüyüş yapalım olur mu ? Sema : Tamam olur. Ve yürüdük günün nasıl geçtiğini anlamamışız Mehmet beni metroya bıraktı ve gitti eve gittim odama girdim ve mesaj geldi Mehmet den bugün güzeldi ve gülücük koymuş yazının yanına da bence de diyip cevap verdim görüşürüz yazdı bende aynısını dedim ve yatağıma uzandım telefon çaldı arayan Güldü.  Sema : Efendim Gül. Gül : Nasıl geçti gününüz ? Sema : Güzeldi. Gül : Hım sevindim sana ödevleri mesaj olarak attım haberin olsun. Sema : Tamam sağol görüşürüz. Gül : Görüşürüz. Ve ödevlerimi hemen yaptım alarm kurdum ve uyudum.


11.bölümü bekleyin.

5 Kasım 2017 Pazar

ŞEREF YOKSUNU 4



7.bölüm

Alarm sesiyle uyandım ama başımda bir ağrı var burnum da akıyor kendimi pek iyi hissetmiyorum anneme söylesem iyi olacak. Sema : Anne. Annem : Efendim Sema. Sema : Bugün kendimi iyi hissetmiyorum başım ağrıyor burnum akıyor bir baksana ateşim mi var ? Annem : Bakayım evet var biraz doktora gidelim üstünü giyin. Sema : Tamam anne. Bugün gerçekten üstümde bir ağırlık var her yerim de ağrıyor. Annem : Sema hadi hazırım ben. Sema : Tamam anne.

Doktora geldik sabah erken saat olunca çok fazla kişi yoktu Allah'tan sıra bana kolay geldi. Doktor bey adımı seslendi ve içeri girdim. Doktor bey şikayetin nedir diye sordu ? Ben de şikayetlerimi tek tek anlattım doktor bey muayene etti beni. Sema : Benim neyim var ? Doktor bey : Önemli bir şeyin yok grip olmuşsun benim yazdığım ilaçları kullan 1 hafta dinlen hiç bir yere gitme evden çıkma bulaşıcı etkisi var sana vereceğim bu maskeyi al evde bunu tak odandan çıkacağın zaman geçmiş olsun. Annem : Doktor bey kızımın okulu var onu nasıl yapıcaz rapor verir misiniz ? Doktor bey : Tabi 4 gün vereyim zaten hafta sonu da tatil pazartesi gününe bir şeyi kalmaz. Annem : Teşekkürler kolay gelsin. Ve hastaneden çıktık eve geldik yatağıma yattım aç karnına içeceğim ilaçlarımı içtim ve uykuya daldım, telefonumun sesiyle uyandım.

8.bölüm

Gül arıyordu açtım telefonu. Sema : Alo efendim Gül. Gül : Niye gelmedin bugün okula sesin kötü geliyor hasta mısın ? Sema : Evet fenayım. Gül : Doktora gittin mi ? Sema : Evet gittim yeni geldik sayılır. Gül : Neyin varmış ? Sema : Grip olmuşum 1 hafta yatacaksın dedi. Gül : Hım anladım geliyorum ben. Sema : Ya sana da bulaşabilir ama doktor öyle dedi maske verdi onunla geziyorum evde. Gül : Duymamış olayım hemen geliyoruz. Sema : Geliyoruz derken Gül ? Gül : Mehmette yanımda. Sema : Ya Gül bu halde mi şu an çok berbat bi haldeyim anlıyorsun dimi ? Gül : Anlıyorum ama duyuyor şuan seni kulaklığın teki onda. Of rezil oldum ah Gül. Mehmet : Merak etme hasta insanın nasıl olduğunu biliyoruz sorun etme.

Gül ve Mehmet aynı anda görüşürüz diyip kapattılar hiç bir şey yapacak halim yok beni böyle görsünler napim. Sema : Anne arkadaşlarım geliyor haberin olsun. Annem : Bulaşmasın. Sema : Gülü biliyorsun sorun etmez. Annem : Evet doğru tamam sen dinlen ben senin kahvaltını getireyim. Sema : Tamam anne. Çok geçmeden kapı çaldı geldiler. Gül : Sema geçmiş olsun arkadaşım. Mehmet : Geçmiş olsun. Sema : Sağolun otursanıza odamda koltuk var. Ve oturdular. Mehmet : Hastasın biliyorum ama Gül yabancı değil ondan çekinmiyorum teklifi düşündün mü ? Sema : Önemli değil hasta olmam kararımı söylemeye engel değil şu an, evet. Mehmet : Evet mi kabul ediyorsun yani. Sema : Evet. Mehmet : Çok sevindim. Gül : Tamam sakin ol Mehmet.

Annem geldi arkadaşlarıma da hazırlamış kahvaltıyı odama masa koyduk ve yedik. Gül : Sema ellerinize sağlık ama bizim okula dönmemiz lazım senin ödevlerini dert etme Mehmet yapacak. Sema: Çok iyi olur teşekkür ederim. Mehmet : Önemli değil hadi biz kalkalım hiç bozulma yerinden biz gideriz. Sema : Görüşürüz. Görüşürüz dediler aynı anda.

Annem: Nereye gidiyorsunuz çocuklar ? Gül : Okula dönmemiz gerekiyor tekrar geçmiş olsun görüşürüz. Ve gittiler artık benim bir sevgilim var diye düşünürken uykuya daldım.

9.bölümü bekleyin.

4 Kasım 2017 Cumartesi

ŞEREF YOKSUNU 3



5.bölüm

Bugün Pazar olduğu için geç kalktım biraz dinlenmek iyi geldi telefonuma bir baktım saat 1 olmuş annem dışarı gitmiş beni uyandırmadan, bugün ne yapsam bilmiyorum kalkıp menemen yaptım pek iyi değildi ama karnımı doyurdum mutfağı topladım odama geçtim konu tekrarları yaptım ödevlerimi yaptım ve test çözdüm sonra aklıma birden Mehmet geldi dün güzel vakit geçirmiştik bana güven dedi ama geçmişi silmek zor olacak fakat bunu yapmalıyım yarın okulda her şeyi konuşmalıyım hey memleketten arkadaşlar gruba yazmışlar baya sohbet koyu bana da yazıyorlar onlara Mehmetten bahsetmedim belki daha sonra anlatırım, mesaj sesi Gül’ den ara beni yazmış hemen Gülü aradım.

Sema : Alo efendim Gül. Gül : Dün neler oldu Mehmetle konuştum çok güzel geçti falan diyor baya hoşuna gitmiş. Sema : Ne sana böyle mi söyledi aslında doğru söylemiş evet güzel geçti amaa. Gül : Amaaa derken ? Sema : Bilmiyorum. Gül : Yarın konuşcaz her şeyi. Sema : Tamam. Gül ya her zamanki gibi meraklı yaaaa saat nasıl geçmiş annem geldi.

Annem : Semaaaaa ! Sema : Anne bağırma odamdayım. Annem : Ne yapıyorsun ? Sema : Ders anne ödevlerimi yaptım konu tekrarı ve test. Annem : Tamam hadi akşam yemeğini ye yemek yedin mi yoksa sen ? Sema : Akşam yemeği yemedim anne. Annem : Tamam hadi gel komşu bir şeyler yapmış güne gitmiştim ben doygunum hadi sen ye. Sema : Tamam anne.

Yemeğimi yedim ve yarın okul olduğu için anneme iyi geceler dileyip pijamamı giyip yattım yatarken yarın neler olacak onu düşündüm ve alarmı kurup uyudum.

6.bölüm

Alarm çaldı uyanma vakti kalkıp hazırlandım kahvaltı faslı bitti okul için metroya gittim tam zamanında yetiştim bindim ve okula vardım her zamanki gibi Gül beni bekliyordu.

Gül : Hey bana haftasonu ne yaptığını birbir anlatacaksın. Sema : Tamam ama şimdi derse gitmeliyiz. Gül : Tamam.

Derse girdik ve zil çaldı teneffüse girdik, Gülle bahçeye çıktık banka oturduk ona her şeyi anlattım, Gül gülümsedi. Sema : Neden güldün Gül ? Gül : Kapılıyoruz galiba. Sema : Kapılıyoruz derken ? Gül : Hoşlanıyorsun farkındasın değil mi anlatırken yüz ifadeni videoya çeksem görürdün. Sema : Öyle mi diyorsun yani bir şeyler hissettiğimi düşünüyorum evet ama güvenemiyorum. Gül : Peki anlıyorum seni bak Mehmet geliyor güvenini kazanmalı bence senin.

Mehmet : Merhaba kızlar nasıl gidiyor ? İyi gidiyor, senin, dedik Gülle aynı anda. Mehmet : Hım sevindim. Gül : Benim gitmem gerekiyor sevgilim bekler. Tamam dediler Semayla Mehmet.

Mehmet : Sana bir şey söylemek istiyorum. Sema : Tabi söyle. Mehmet : Senden hoşlanıyorum benimle çıkar mısın ? Sema : Bilmiyorum. Mehmet : Bilmiyorum derken ? Sema : Bak geçmişte yaşadığım güven kırıklığı var o yüzden güvenemiyorum kimseye. Mehmet : Anlatabilir misin ? Sema : Tamam anlatayım bak bundan bir kaç ay önce biriyle konuşuyordum aramızda mesafeler vardı ama iyiydik sonra bana soğuk davranmaya başladı ben de ne olduğunu anlamıyordum ama çok takmadım nedense o zaman, sonra benimle konuşurken biriyle çıktığını öğrendim ve bir de kuzenim beni aradı,  bu kız benim peşimden koşuyor kurtulmaya çalışıyorum diye konuşuyormuş herkese dedi ve kuzenim bana çok kızdı duyduklarım beni şok etti ve üstüne beni engelledi çok üzüldüm çok kırıldım şimdi anlıyor musun neden güvenmediğimi?

Mehmet : Vay be pislik senin gibi bir kızı üzmüş ama bana bir şans ver ben seni üzmiycem gerçekten. Sema : Bilmiyorum düşünmeme izin ver lütfen. Mehmet : Peki tamam.

Ders zili çaldı bile biz konuşurken, bir derse girmedik teneffüs zili olduğu için Gül koşa koşa geldi. Gül : Derse niye gelmedin Sema ? Sema : Mehmetle konuştuk biraz ona anlattım olanları. Gül anladı tabii her şeyi. Gül : Hım ne cavap verdin Mehmete ? Mehmet : Bana şans vermesini istedim biraz düşünüp öyle karar vericek kestirip atmayacak di mi Sema ? Sema : Düşünüp karar vericem evet. Gül: Son ders kaldı hadi ona da girelim bugünü atlatalım.

Mehmet ve Sema aynı anda tamam dediler. Ve derse girdiler. Son dersimiz Kimyaydı hocamız güzel anlatıyordu o yüzden sıkılmadık. Zil çaldı çıkış için hazırlandık ve Gülle dışarı çıktık, Mehmet de geldi ve beni metroya bıraktılar, ben binmeden önce Mehmet kulağıma fısıldadı, iyi düşün dedi.

Ben de kafamı salladım tamam dermiş gibi ve metroya bindim eve gittim üstümü değiştirip yemek yedim ödevlerimi yaptım dersimi hallettim ve uzandım düşünmeye başladım acaba şans vermeli miyim diye ve o şansı vericem galiba ve bugün biraz yoruldum konular ilerledikçe zorlaşıyor çok çalışmam gerekiyor uyumak iyi geliyor alarm kurdum ve erkenden heyecanla uykuya daldım.

7.bölümü bekleyin.

3 Kasım 2017 Cuma

ŞEREF YOKSUNU 2



3.bölüm

Alarm sesiyle uyandım dün çok yorulmuş olmalıyım zorla kalktım üstümü giyindim kahvaltımı yaptım ve metroya bindim oturdum camdan dışarı bakarken düşüncelere daldım kendimi düşünmekten alamıyordum bana ne oluyordu böyle bilmiyorum düşündüğüm şeyin olmasını aslında istemiyordum işte okula vardım ve Gül beni bekliyordu okulda.

Gül: Semaaa buradayım gel herkes girdi nerde kaldın ? Sema: Dün gece çok yorulmuşum uyanamadım bir de metro geç geldi biraz. Gül: Hım anladım hadi koş koş derse geç kalmayalım. Sema: Tamam.

Ve sınıfa koştuk hocayla karşılaştık bu hiç iyi olmadı fizikçi biraz sertti ve kızdı derse başladık. Zil çaldı tenefüse çıktık Gülle.

Gül: Sema Mehmeti nasıl buldun ? Sema: Nasıl buldun derken ? Gül : Hadi ama ne sorduğumu biliyorsun. Sema: Yani iyi birine benziyor. Gül : Yakışıklı yani ondan hoşlandın mı? Sema : Gül biliyorsun daha önce yaşadıklarımı ve güven kaybım olduğunu ve tekrar kırılmak istemiyorum. Gül: Biliyorum ama Mehmet iyi biridir böyle bir şey yapmaz. Sema : Gül yapmaz dediğin insandan korkacaksın. Gül: Biliyorum ama herşeyi akışına bırak. Sema: Peki dediğin gibi olsun.

Ve ders zili çaldı girsek iyi olacak. Gül ve Sema derse girdi. Okul çıkışı Gülle giderken Mehmet geldi.

Mehmet: Selam kızlar haftasonu bir şeyler yapalım mı ? Gül : Olur Sema sende gelirsin dimi ? Sema : Peki tamam. Hadi görüşürüz.

Ve metroya bindim tekrar eve gittim haftasonu için neler yapıcaz acaba meraktayım.

4.bölümü bekleyin.

 4.bölüm

Bugün haftasonu güzel bir gün olacak umarım cafede beni bekliyorlardır hemen gitmeliyim, metroya bindim ve cafeye gittim, Mehmet oradaydı. Mehmet: Hoşgeldin. Sema : Hoşbulduk Gül nerde ? Mehmet : Bilmiyorum ben de yeni geldim sayılır. İkisine birden mesaj geldi, Güldendi, ben gelemiyorum annemle bir yere gidecekmişiz göndermiyor siz takılın. Ah Gül! Mehmetle birbirimize baktık.

Mehmet : Benden rahatsız olduysan gidebiliriz. Sema : Yok olur mu öyle şey. Mehmet : Hadi bir şeyler sipariş verelim. Sema : Tamam. Ve bir şeyler söyledik yedik. Mehmet : Biraz dolaşalım mı ? Sema : Olur. Beraber gezdik saatin farkına varamamışız akşam olmuş.

Sema: Çok geç olmuş gitsek mi ? Mehmet : Tamam olur metroya gidelim seni bırakayım. Sema : Tamam. Metroya vardık, beklerken. Mehmet : Numaranı verir misin konuşuruz. Sema : Bilmiyorum sana güvenmeli miyim ? Mehmet : Evet güvenebilirsin her zaman. İçimden numaramı vermek geldi o an ve verdim. Mehmet : Kaydettim. Sema : Tamam.

Metro geldi ve bindim eve gittim aaa aklıma dank etti şimdi ben onunkini almayı unuttum artık onun aramasını bekliycem.

Uyuma vakti geldi çattı galiba. Tam yatmaya hazırlanırken telefonuma mesaj geldi. Tanımadığım numara, mesajda şöyle yazıyordu. "Mehmet ben, sen benim numaramı almayı unutmuşsun o yüzden ben mesaj atayım dedim, bugün güzel bir gündü teşekkür ederim iyi geceler, sen de numaramı kaydet." Ben de mesaj olarak "Teşekkür ederim kaydettim iyi geceler " diye attım ve yattım uyudum.


5.bölümü bekleyin.

2 Kasım 2017 Perşembe

ŞEREF YOKSUNU



1.bölüm

Bugün güzel bir gündü okuldan bir çocukla tanıştım adı Mehmet’di, arkadaşım tanıştırmıştı. Arkadaşım Gül.

Gül: Merhaba Sema nasılsın bak bu Mehmet, kuzenim. Mehmet : Merhaba. Sema: Merhaba. Mehmet: Tanıştığımıza memnun oldum. Sema: Ben de. Ders zili çaldı, hadi derse görüşürüz.

Sema ve Mehmet aynı anda görüşürüz dedi ve ayrıldılar.

(Sema anlatıyor) Okuldan çıkış yapmadan önceki son teneffüse çıktık. Ve karşılaştık.

Mehmet: Merhaba Sema nasılsın ? Sema: Merhaba iyiyim sen nasılsın? Mehmet : Ben de iyiyim okuldan sonra bir şeyler yapalım mı ? Sema: Hayır olmaz eve gitmem lazım. Mehmet: Tamam görüşürüz. Sema : Görüşürüz.

İlk tanıştığımız için ben çok yaklaşmadım henüz ortada daha bir şey yok metroya bindim ve bir yere oturdum kulaklığımı telefonuma taktım ve müzik açtım, müzik dinlemeyi seviyorum sonra da camdan dışarıyı izleye izleye gittim, evimin olduğu metro durağında indim ve metroyla evimin arasında yürüme mesafesi vardı ve yürümeye başladım, kulağımda hala kulaklık ve müzik bir yandan bugün tanıştığım çocuğu düşünüyordum, daha önceden yaşadığım şeyler bir daha başıma gelmesin istiyordum ve güven kırıklığını tamir etmek zordu ve eve geldim üstümü değiştirip yemek yedim annem evde yoktu komşuya gitmişti, benim kendi anahtarım vardı ve biraz uzansam iyi olacak ve bugün o çocuğu düşündüm, bana ne oluyordu bilmiyordum ve uyuyakaldım.

İkinci bölümü bekleyin, geliyor.

2.bölüm

Sabah uyanmıştım okul için hazırlandım annem kahvaltıyı hazırlamıştı bile kahvaltımı yaptım ve anneme hoşçakal deyip evden çıktım. Metroya bindim okulun orada indim dersin başlamasına biraz vakit vardı sıra olduk ve içeri girdik geç kalmadığıma sevinmiştim.

Gül: Sema nasılsın ?
Sema: İyiyim Gül sen nasılsın ?
Gül: Ben de iyiyim.

Ve hoca girdi ilk dersimiz matematikti. Hoca anlattı ve teneffüs zili çaldı. Bir rahatlama hissi geldi Gül ve bana, matematiği çok seven yoktur diye düşünüyorum. Bahçeye çıktık Gülle, Mehmetle karşılaştık.

Mehmet : Merhaba kızlar nasılsınız ?
Sema : İyiyim sen ?
Gül : İyiyim ben de.
Mehmet: Ben de iyiyim.
Gül : Hadi biraz dolaşalım şuradaki banka oturalım.

Mehmet ve Sema tamam deyip banka oturdular.

Mehmet : Eee kızlar anlatın sevgiliniz kızmasın benimle oturuyorsunuz diye.
Gül: Yok benimki kızmaz da sen kız konuları mı konuşuyorsun bizle?
Mehmet : Ya ne var bunda yanlış anlaşılmasın fazla arkadaşım olmadığından kuzen.
Gül: Hım peki öyle olsun kuzen.
Mehmet : Sema sen sessizsin neden cevap vermiyorsun?
Sema : Konuşmanızı bölmek istemedim, sevgilim yok benim.

Mehmet alttan alta şaşırdı niye şasırdığına anlam veremedim.

Sema: Mehmet neden şaşırdın, bana ne demek istiyorsun ?
Mehmet: Yanlış anlama senin gibi güzel kızı kapmamışlar, o yüzden şaşırdım.

Sema : Teşekkür ederim.

Zil çaldı ders zamanı Sema ve Gül aynı anda, görüşürüz Mehmet dediler. Aynı sınıfta değildik Mehmetle o yüzden orada ayrıldık ve derse girdik diğer teneffüsler görüşmedik okul çıkışı karşılaştık birlikte metroya yürüdük ve Gülle Mehmet beni bindirdiler, ben de kulaklığımı her zamanki gibi taktım müzik dinlemeye başladım, evimin durağında indim ve eve yürüdüm, üstümü değiştirip yemeğimi yedim ve odama girdim. Mehmet ne demek istedi hala düşünüyordum aslında tahmin ediyordum ama şu an bunun için erkendi ders çalışmam gerekiyordu, sınavlar yaklaşıyor ve çalışmaya başladım, konu tekrarları yaptım ve test çözdüm, vaktin nasıl geçtiğini anlamamışım, bir baktım bizim kızlar yazmış, memleketten vakit geçirdiğim kızlardı, onlarla konuşmak iyi geliyordu bana, derdimi onlarla paylaşmayı seviyorum ne kadar uzak otursak da kopmamak güzel bir şey.

Neyse artık uyumalıyım yarın sabah tekrar okul için erken kalkıcam, alarmı kurup yattım yatağıma ve uyku moduna geçtim.

3.bölümü bekleyin.

(Deep Not): Bu öyküyü, daha önce de blogumda öyküler yazan Sevde arkadaşımız yazıyor. Sevde, Ankara'da yaşıyor, blogunda şiirler yazıyor, hoş hikayeler de yazıyor işte, arada bir blogumda hikaye yayınlıyor.

1 Kasım 2017 Çarşamba

TAVIR



Bir grup arkadaşla çok samimiydik. Ama insanları yakından tanıyınca bazı kişisel özelliklerini görmeye başlıyor insan. Bunlardan birisi dışında hepsi insanların arkasından konuşuyor, kimseyi beğenmiyor, kendilerini çok havalı ve herkesten üstün görüyordu. Bu huyları dışında bir zararları yoktu ve eğlenceli, neşeliydiler. Yine de bu huylarından rahatsız olmaya başlamıştım.

Benim başka bir arkadaşım da benim yanıma geldiğinde onlarla sohbet etmeyi seviyor ve onlara her istediklerinde yardım da ediyordu. Bir gün o arkadaşım gittikten sonra gruptakilerden birisi bu niye hep yanımıza geliyor ki falan dedi küçümser gibi. Ben de, arkadaşım sonuçta sizi de seviyor, dedim. Ama gereken tepkiyi vermediğim için pişmanım.

Onlardan iyice uzaklaştım, yanlarında çok fazla durmadım, sadece selamlaştım o günden sonra. İçlerinden dedikoduyu sevmeyen var demiştim ya o da bu konudan rahatsızmış aslında. Zamanla araları açıldı. O benle daha çok yakınlaşıp onlardan uzaklaşınca ona baskı yapmışlar, bana neden bu kadar yakın davrandığını sorgulamışlar, üstüne gidip kızı ağlatmışlar.

Bir gün telefonuma bakarak yürüyordum. Bir yerden geçerken o gruptakilerden biri seslendi. Ayaküstü konuştum. Acelem olduğundan ve biraz da hasta hissettiğimden çok muhabbet edemedim. Telefonum  da çalıyor, sürekli beni bekleyen arkadaş arıyor. Sonra görüşürüz acelem var dedim ayrıldım oradan. Ama ona burun kıvırdığımı tavır yaptığımı düşünmüş.

Sonraları da benden uzak durdular. Yüzüme bakmadılar. Ben kaç kez yanımdan geçerlerken gözlerine baktım, bana bakmadılar, sonra da bir arkadaşıma benim neden onlara tavır yaptığımı sormuşlar, sanki ben yüzlerine bakmamışım gibi ilk başta. Beni görmezden gelenler onlar ama. Ben o ağlayan arkadaşla samimiyim diye bana karşı negatif hisler beslediklerinden bu şekilde düşünüyorlar.Halbuki gerçek bir arkadaş gelir der ki, durgunsun neyin var?

Onlar ona tavır yaptığımı düşündü, ben de onların bana karşı tavır aldığını. Çok yoruyor böyle ilişkiler.

31 Ekim 2017 Salı

BAY PİLOTUN KALBİ



Suri Hati Mr. Pilot

16 bölümlü bir Malezya dizisi. Sevimli ve sürükleyici bir romantik dram. Yumuşak, hafif ama çekici.

Dizinin çevirisi de eğlenceli. Çevirmen araya girip parantez içinde tepki gösteriyor. Kızıyor, destekliyor, yorum yapıyor. Doğru değil yaptığı ama şirin de.

Başı kapalı ve açık kızlar bir arada mutlulukla yaşıyor. Bazen kendi dillerinde bazen İngilizce konuşuyorlar. Dizi temiz, düzgün. Abartı yok.

Odak noktası bir kız ve bir oğlan. Kız, evlenme aşamasında iken vazgeçiyor ve evinden, ailesinden uzaklaşıyor iki yıl. Dönünce bir pilotla tanışıyor. İkisi arasında inişli çıkışlı bir ilişki oluyor. Bu ilişki çeşitli boyutlarda uzun yıllar sürüyor.

İkisinin de eski arkadaşları bu ikiliyi ayırmak istiyor, birçok oyun oynuyorlar. Kıskançlık, güvensizlik nedeniyle devamlı araları açılıyor.

Birbirine benzer diziler izlemekten sıkılanlar için. Bu diziye benzer konuda fazla dizi yok. 

FİLM SEÇKİSİ 27



KADIN AFFETMEZ

The Beguiled, 1971, A.B.D.

Amerikan İç Savaşı’nda yaralı bir asker, karşıt taraftan bir kızlar okuluna saklanır. Kızlar ona aşık olunca durum karışır. Başrolde Clint Eastwood. Yönetmen, film, müzik, her şey güzel. Not:3/4

TAM GAZ

Baby Driver, 2017, İngiltere

Müziksever bir genç araba sürücüsü suç örgütleri için çalışır ama onlardan kurtulmak ister. Eğlenceli, hızlı, hafif bir film. Not:3/4

MİLYONER AVCILARI

How To Marry a Millionaire, 1953, A.B.D.

Üç kız, zengin koca peşindedir. Aşk ve para arasında kalırlar zaman zaman. Erkekler de bazen zengin görünen yoksullar olabilirler. Marilyn Monroe, kızlardan biri. Eğlenceli. Not:3/4

LANETLİ KAN

Stoker, 2013, A.B.D.

Genç bir kızın babası ölür ve amcası gelip annesi ile yaşadığı eve yerleşir. Ama amcanın garip davranışları ve amaçları vardır. Gizemli film sevenler için. Not:3/4

JOHN WICK 2

Keanu Reeves, 2017, A.B.D.

Keanu, ikinci kez John Wick rolunde. Film, ilki kadar iyi aksiyon. Dövüşler, arabalar, gizemli bir konu. Keanu yine havalı. İlk filmden devam ediyor konu ve bu kez daha uluslar arası. Üçüncüyü bekliyoruz artık. Not:3/4

30 Ekim 2017 Pazartesi

GENÇ BİR ŞAİRE MEKTUPLAR



Rilke

Aralık Yayınları

Rilke, Alman şiirinin en önemli şairlerinden. Çok sayıda kitabı olan sanatçının en tanınan kitabı da Duino Ağıtları.

Bu kitabı onun mektuplarından oluşuyor. Kendisi de bir zamanlar askeri okul öğrencisi olan şaire, yine onun okulundan daha yeni bir öğrenci mektup yazar. Yeni öğrenci de bir şair olmak istemektedir. Bir bakıma ondan öğüt ister.

Rilke de yanıt verir ve mektuplaşmalar başlar. Rilke, yeni şairin şiirlerine eleştiri getirmez ama şiir hakkında, sanat hakkında düşüncelerini yazar. Rilke’nin mektupları alçakgönüllü. Kendisi bile sanatının farkında değilmiş gibi.

Rilke, hayatını edebiyata adamış bir sanatçı. Yazmaktan yaşamaya zaman bile bulamamış. Kitaplarından hiç kazananmış neredeyse. Hatta, yayınevleri ona kitaplarını vermediği için, kendisi de parasız olduğu için kendi kitaplarını bile alamıyor.

Hastalık, parasızlık ve derin bir yalnızlık yaşayan bu büyük sanatçının dünyasına girmek için büyük fırsat.

Not:4/4

27 Ekim 2017 Cuma

DERT DİNLEME UZMANI


Adalet Ağaoğlu

Everest Yayınları

Adalet Ağaoğlu, Türk Edebiyatının en iyilerinden ve aynı zamanda belki de yaşayan en önemli edebiyatçımız. Ankara Radyosu ile başlayan sanat hayatında, romanlar, öyküler, oyunlar, anılar yazdı.

Yaşlanmasına rağmen hala çok verimli olan sevgili yazarımız, sürekli olarak yazmaya devam ediyor. En tanınmış eserleri, daha sonraları Dar Zamanlar adını taktığı üçlemesi, Ölmeye Yatmak, Bir Düğün Gecesi, Hayır. Bu romanlarında altmışlı, yetmişli, seksenli yılları anlatıyordu yazar.

Uzun yıllar sonra, bu üçlemeye devam etti yazarımız ve bir dördüncüyü yazdı. Dert Dinleme Uzmanı. Bu roman da günümüzde geçiyor. Direk olarak üçlemenin devamı değil bu. Üçlemeyi anımsatan yerler de var, göndermeler de var, ancak, kendi içinde bir roman.

Bu romanın dili mizah. Başkahraman kendisinden konuşurken bile yapıyormuş, gidiyormuş, geliyor muşuz diyor.  Üçlemede kahraman Aysel idi, bu romanda yok. Ama yine aydınlar var. Bu kez, kahramanımız,  bir yayınevi editörü. Editör, bir yazara bir defter bırakıyor. Yazar da bu defteri bize okuyor.

Defterde, editörün hayatını okuyoruz ve ülkemizin bir portresini. Her zamanki gibi bir Adalet Ağaoğlu ustalığı.

Not:3/4

26 Ekim 2017 Perşembe

HAYAT İŞTE



Bera, üniversitede sekreter, genç ve güzel bir kızmış. Bir gün arkadaşlarıyla öğle tatilinde yakınlardaki bir kafede kağıt bardakta üçü bir yerde kahve içerken, adamın biri Bera’ya göz koyuyor, izliyor sürekli, giriş çıkışta karşısına çıkıyor, Bera hiç konuşmuyor.

Adam, iki akrabasıyla kaçırıyor bir gün onu, arabayla Assos’a gidiyorlar. Orda adamın bir akrabasının evinde kalıyorlar. Adam hiç dokunmuyor Bera’ya. Ailesi ayağa kalkıyor tabii ki, ağabeyi soruyor soruşturuyor, buluyor kızkardeşi ile adamı, Assos’ta.

Yanına alıyor ve İstanbul’a dönüyorlar. Adam evlenmek istiyor ısrarla, Bera da kabul ediyor, evleniyorlar. Adam nakliyeci, çingeneymiş bir de. Oğulları oluyor.

Zaman geçiyor, Bera, iş arkadaşı Nazmiye ile kocasının ilişkisini öğreniyor. Üstelik, Nazmiye ile aynı odada çalışıyorlar. Bera, Nazmiye ile kocasını, evde kendi yataklarında yakalıyor.

İşyerinde, Nazmiye’nin boğazına sarılıyor, tutuyor, sıkıyor, tehdit ediyor, öldürürüm seni diyor. Onu hiç affetmiyor. Nazmiye’yi Ankara’ya tayin ediyorlar. Bir süre sonra, kocasının çapkınlıkları devam edince, boşanıyorlar. Adam hemen evleniyor bir daha. Bera, bir daha evlenmiyor, bir daha mutlu da olamıyor.

25 Ekim 2017 Çarşamba

ERGENLİK AŞKLARI



Lise günlerinde utangaçlıktan çok çektim, hani gölgesinden bile korkanlar olur ya, aman kimse beni kimse görmesin, fark etmesin. Utangaç, sessiz olunca işte herkesle içimden arkadaş oluyordum, konuşuyordum. Aşklar da hep platonik olurdu tabii ki.

Sessiz, utangaç insanlar için hayat hep zor olur. Olur ya herkesin kankası filan nerdeee, kız kanka, erkek kanka. Birileri ile tanışırdım tabikide okulda. Bir dolu öğrenci yani normal bir şey bu. Birisi ile tanışırsın ya saatlerce konuşursun. Böyle bir şey olmuştu. Ertesi gün de en yakın arkadaşımın kardeşinin doğum günüydü. O saatlerce konuştuğum çocuku ilk günden satmıştım.

Doğum gününü sahilde kutlamıştık, tahtadan banklar vardı, kütüphane de çok yakındaydı, pasta arttı, artan pastadan kalanlardan ona götürmek istedim, kütüphanedeydi o.  Kısa yoldan gideceğime kütüphaneye, uzun yoldan gittim, pasta eridi. Çocuk, kapıya geldi, ben ağlıycaktım pasta eridi diye, oğlansa kafasını eymiş gülüyordu. Çok uzun da.

Ellerini dizlerinin üzerine koyup eğildi, bana bakıp gülümseyerek, ama ben bunu kütüphanede yiyemem ki, dedi. Ben sinirlenip şurda bir yerde ye diye kızdım, o ise ne kadar sakindi, kafasını eymiş, sanki bir anime karakteri gibiydi.

Sonraki gün, birlikte kütüphaneye gidecektik ama başka kanka olduğu kızlarla da gitmeye anlaşmış, ben sinir oldum, çantamı aldım önden kütüphaneye gittim, karşıdan çocuğun biri bana bakıp duruyor, o çocuğa sinirle baktım, on dakika sonra o konuştuğum çocuk geldi, o bana bakan çocuğun arkasında durmuş, sonra bana seslendi, çok korktu o çocuk bizimkinden, konuştuğum çocuk kütüphanenin başka bir bölümüne geçip çalışacakmış, ben de arkasından o gittiği bölüme gittim kütüphanenin, bir şeyler söylemek için. O ise beni azarladı, etrafa baktım, onun sınıfından öğrenciler vardı, herhalde o nedenle böyle kaba davranmıştı ama ben çok üzülmüştüm.

Aradan bir saat sonra yanımdaki kız arkadaşımla ders çalışırken arkadaşım az arkasına döndü, ben de döndüm bir de ne göreyim, o çocuk kız kankaları ile konuşuyor, sırtında da çantası vardı, giderken kızlara haber verdi ama bana vermedi, çok kırılmıştım, öbür gün ona mesafeli davranacaktım ama nasıl olduysa gönlümü aldı. Sonra o gün kız arkadaşıyla tanıştım. Meğerse kız arkadaşı varmış. Sonra kız bizim dershaneye yazıldı, kalbim acıyordu kızı görünce.

23 Ekim 2017 Pazartesi

GÜLAŞ


Gülaş, gül aş, gül renkli, kırmızı yemek anlamında, eski bir Türk yemeği. Domatlı et de deniyor.

Malzemeler:
Yarım kilo kuşbaşı et
Bir kilo olgun domates
Bir büyük soğan
2 tatlı biber

Yapılışı:

İstenirse acı da konabilir veya baharat. Piştikten sonra üstüne tuz, karabiber, kekik konuyor. Yanında bir şey yenmiyor. Sadece et ve ekmek. Belki siyah zeytin de yenebilir.

Eti onbeş dakika kadar çok az yağda kavuruyoruz. Buna, mühürleme deniyor. Kendi yağında, yapışmasın diye. Daha sonra da kaynamış su ilavesi ile et, yumuşayıncaya dek pişirilir.

Ayrı bir yerde, az yağın içinde soğan, biber, domates, hepsini beraber, krem haline gelecek şekilde pişiriyoruz. Azcık salça da koyabiliriz.

Bu iki karışımı bir araya getirip beş on dakika pişiriyoruz ve en sonunda içine tuz, karabiber, kekik ekliyoruz. İsteyen acı biber de koyabilir.


22 Ekim 2017 Pazar

15 YEARS OF WAITING FOR MIGRATORY BIRDS



Aşk, arkadaşlık üzerine sevimli bir Çin dizisi. Şimdilik bir sezonu bitti.

Temelde dört arkadaş. İki kız iki erkek, çocukluklarından beri arkadaşlar. Kızlar da oğlanlar da iyi çocuklar.

Ağırlık kızlardan Li Li’de. Lili, biraz umursamaz olan oğlan Pei Shang Xuan’a aşık ve bu aşkı yıllarca devam ediyor. Kore isimlerini anlamak, ezberlemek zorken Çin, Japon, Tayvan dizilerinde de isimleri anlamak ve akılda tutmak zor oluyor.

Dizi genelde eğlenceli ve komik ilerliyor. Sevimli arkadaşlıklar ve romantizm. Li Li, göçmen kuşları izlemeyi seviyor. Dizinin en hoş yanı bu. Ancak, sonra hüzün de başlıyor. Ve dizi soru işaretleriyle bitiyor. İzleyenler kendi sonunu yazıyor. Mutlu sonu düşlemek daha iyi geliyor.

Li Li, uzun yıllar, yaklaşık 15 yıl boyunca oğlana aşkını söylemiyor. Oğlanın kendisine gelmesini bekliyor. Bu nedenle, öncelikle onu seviyoruz dizide. Aşık olsa da onunla arkadaş da olabiliyor.

Romantik dramları sevenler için ideal dizi. Gülmek ve ağlamak isteyenler için. 

21 Ekim 2017 Cumartesi

TUHAF



Son dönemin iddialı edebiyat dergilerinden. Yazar kadrosu ve destekleyenler tanınmış isimler.

Tarık Tufan, Ahmet Mümtaz Taylan, Mehmet Turgut, Ara Güler, Gündüz Vassaf, Hakan Günday, Mehmet Yaşin, Selim İleri, Irmak Zileli, Ahmet İnam, Yekta Kopan, Ali Nesin, Zülfü Livaneli, Mehmet Güreli, Ülkü Tamer, Tayfun Pirselimoğlu, Selahattin Duman, Nebil Özgentürk, Barış Pirhasan, Yiğit Bener, Mercan Dede, son sayıya katkı yapan popüler isimlerden bazıları.

Ayın dosyası, herkesin sevdiği Füruğ Ferruhzad. Livaneli’nin de belirttiği gibi o da kanadı kırık kuşlardan, kaba hayatı kaldıramayanlardan. Bunun yanında, MFÖ, Etgar Keret, Reşat Nuri’nin Akşam Güneşi, Guiilermo Del Toro, Alberto Manguel, son sayının diğer ilginç kesitleri.

Ayrıca, şiir, deneme, öykü, anı yazıları da bulunduruyor. Bu kadro ile daha çok eskilerin bulunduğu bir dergi olmuş.  Sürekli çıkar da bozulmazsa edebiyatseverler için değerli bir dergi olacaktır.

Çoğalsın dergiler, kitaplar, azalsın cehalet.

Dergiden not: "Umut, gerçeğin reddedilişidir-Schopenhauer"

FİLM SEÇKİSİ 26



HAYATIMDAKİ ERKEKLER

Riding in Cars with Boys

Penny Marshall, 2001, A.B.D.

Yazar olmak isteyen aynı zamanda erkekleri de seven bir kadının öyküsü. Üniversite ve yazarlık düşünürken hamile kalır ve hayatı değişir. Gerçek bir yaşam öyküsü. Oğlu anlatıyor annesinin hayatını bize. Not:3/4

RUHLARIN SONBAHARI

Our Souls at Night, 2017, A.B.D.

İki yaşlı insanın sevgi ve arkadaşlığı. Hoş, sevecen film. Robert Redford ve Jane Fonda iki yaşlı rolünde. Sinemaseverler onların birlikte filmlerini hatırlarlar. Not:3/4

OYUN

Gerald’s Game, 2017, A.B.D.

Bir Stephen King uyarlaması her zaman izlenir. İyi de olsa kötü de olsa izlenir. Bu da normal bir uyarlama. İzleniyor. Ne de olsa King. Bir karı koca dağ evine tatile gider, aralarında fantezi yaparken, kadın eli kelepçeli yatağa bağlıyken, adam kalp krizi ile ölür. Bundan sonrası kabus işte. Not:3/4

MAUIDE

Sally Hawkins, 2016, İrlanda

Fiziksel sıkıntıları olan genç bir kadın, çalışıp hayatını kazanmak ister ve bir evde çalışmaya başlar. Evdeki adam da azcık tuhaftır zaten. İkisinin ilişkileri ilginçtir. Kadın da çevresinde sevilmektedir. Gerçek bir yaşam öyküsü. İzlenir. Not:3/4

KADIN AFFETMEZ

The Beguiled, 2017, A.B.D.

Yönetmen ve oyuncu kadrosu ünlü. Amerikan İç Savaşında bir asker karşı tarafın sınırları içindeki bir kız okuluna saklanır. Okulun müdürü ve kız öğrencileri arasında bu erkek yüzünden sıkıntılar olur. Keyifli bir yeniden çevrim. Not:3/4